Birinci sınıflarla kavga etmişler.Kendince haklı, gelmiş bana anlatıyor olanları.
Yeri geldiği zaman hakkını aramasını ama kavganın hiç de iyi bir şey olmadığını anlatmaya çalışıyorum ona. Hem de kavga yaptıklarının kendinden küçük sınıflar olduğunu bu nedenle arkadaşlarını koruması gerektiğini söylüyorum.
Bana şöyle cevap veriyor :- - " Evet anne, biz her sabah andımızda söylüyoruz zaten - Türküm, doğruyum çalışkanım, ilkem küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak yurdumu milletimi özümden çok sevmektir ... " diye bir çırpıda ANDIMIZI okuyor.
Küçük aklıyla " Küçüklerini Korumak" la ilgili kurduğu bağlantı için seviniyorum.
O arada devam ediyor : - " Öğretmenlerime de saygılı davranmalıyım di mi anne - büyüklerimi saymak diyoruz ANDIMIZDA çünkü " diyor.
Anneyim ya mutlu oluyorum bu küçük sohbetten.
Cumhuriyet Bayramı'nda gün boyu elinde Atatürk Resmi ile dolaştığı için zaten gurur duymuştum oğlumla. Tabii kendimle de.
Çünkü ben bu çocuğa konuşmaya başladığı andan itibaren Atatürk'ü anlattım halen de anlatıyorum anlayabileceği şekilde.
Bu gün okuduğum haberle yüreğim burkuldu, sustum, konuşamadım bir süre.
Sesimi klavyeme emanet ettim ve anladım ki çocuğu evde yetiştirmek yeterli değilmiş.
Onun kendine pay çıkarttığı, her sabah coşkuyla söylediği Andımız ve İstiklal Marşı'nın söylenmesi okullardan kaldırılacakmış.
Tanım çok tuhaf zaten.
Zorunluluk olmaktan çıkacak ifadesi kullanılyor.
Oysa o minik yürekler her gün aynı coşkuyla söylüyorlar
Bu günlerde en çok konuşulan konu bu.



Yaz geldi ya, hangi kanalı açsam, hangi dergiyi ya da gazeteyi karıştırsam birbirinden farklı diyet programlarıyla karşılaşıyorum.





