
Evet ben inanmıştım onlara, çok da sevmiştim üstelik.
" Pinokyo " ’nun uzayan burnu mesela, çocukken eğer yalan söylersem burnumun uzayacağını düşünürdüm. Hoş şimdi çok ufak tefek bir buruna sahip değilim ama yalanı sevmeyişim belki de Pinokyo ve iyi kalpli peri sayesindedir.
“Hansel ile Gratel” deyince şimdi bile kocaman çikolatadan ve pastadan yapılmış bir ev gelir gözümün önüne. Yemesi ne lezzetli olurdu kimbilir?
“Alice Harikalar Diyarında “ kocaman iskambil kağıdı kahramanlarıyla unutulmazdır benim için.
“ Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” mutlu sonla bitmiştir ya ne gam! Kim korkar üvey anne olan hain kraliçeden?
“ Kurşun Asker “ in kocaman bir balığın karnından çıkıp eski evine ve balerin sevgilisine dönüşü, kötü cinin hain planı sonucunda güzel balerinle hazin sonları hiç unutulur mu?
Ya “ Küçük Karabalık” ? En değerli masalıdır çocukluğumun.
Küçük Karabalık’ın o çok etkisinde kaldığım hikayesini oğlum kendi okusun istiyorum henüz hiç söz etmedim ona.
İşte tüm bu duygularla, biraz da oğluma okuma alışkanlığı kazandırmak için çocukken severek okuduğum ve dinlediğim masalları ona da alıp okudum.
O zaman 5 yaşında olan oğlum masallara benim verdiğim tepkileri vermedi ne yazık ki !!
Şimdiki çocukların hayata bakışı daha mı farklı, yoksa biz mi farklıydık bilemiyorum?
İşte onun masallardan anladıkları :
- " Anne sen şaşırdın mı, tahta kukla çocuğa nasıl dönüşür, hiç tahta bi kuklanın burnu uzar mı? "
- " Üvey anne neden Hansel ile Gratel’i istememiş, neden babası ormanda bırakmış zavallı çocukları? Kötü cadı ya gelir de beni de fırına atarsa vermezsin ama sen di mi? Gerçek annemsin çünkü. "
- " Annecim Kurşun Asker masalını sevmedim ben, sonu kötü bitti."
- " Anne neden Pamuk Prensesi üvey annesi öldürmeye çalışıyor? Demek ki üvey annelik kötü bir şey."
- "Alice Harikalar diyarındaki iskambil kağıtlarından korktum ben."
- " Her masalda kötü birileri olmak zorunda mı anne ? "
İşte bu soruların çoğuna cevap veremedim ben.
Ne tuhaf yıllar sonra çocuğum, benim çocukken inandığım ve sevdiğim masalları sorguluyor, verdiğim cevaplardan ikna olmuyor. O minik gözler benim çocuk gözlerim gibi bakmıyor masalların bütününe.
O mu haklı? Ben mi?
Sahi her masalda kötü birileri olmak zorunda mı?
Yoksa hayatın kendisi mi böyle?
İnandığımız masallar bizi kandırmış olabilir mi?
Ya da bizi asıl kandıran masallardan çok hayatın kendisi mi?