
Bu yazıda, kuzenlerimin İstanbul’dan ani bir kararla Antalya’ya tatile gelmesi sonucunda hep beraber yaptığımız kısa tatilin ne kadar şahane geçtiğini ve tatilin bana ne iyi geldiğini anlatmak isterdim.
Aklımda böyle de bir yazı oluşturmuştum.
Her şey gerçekten çok güzeldi, zamandan çaldıklarımı da sözüm ona kimse anlamamıştı.
Dersanede bütünleme kurslarım başlayacağı için geri dönüşümüz biraz erken oldu.
Eve döndüğümüz akşam, evde yaşadıklarımız o kadar komikti ki paylaşmak istedim.
Yaşadıklarımızın üzerine anladım ki hırsızlık kötü bir şey. :)
Zamandan da olsa çalmayacaksın kardeşim, fitil fitil burnundan gelebiliyor çaldıkları insanın.:)
Tatil dönüşü tatil gerçekten güzel geçtiği için içimiz biraz da burkularak eve girdik.
Hava o kadar sıcaktı ki ev havasız kaldığı için pencere ve balkonları açtık.
Oğlum ılık bir duştan sonra uyudu. Ben de tatil dönüşü sıkı bir çamaşır manyağı olduğumdan hemen tatil kirlilerini makineye koyup makineyi çalıştırdım.
Ne olduysa bundan sonra oldu.
Eşim, mutfaktaki musluğun su kaçırdığını fark edip gecenin bir vakti tamire kalkıştı, musluğun sağ tarafındaki bozuk parçayı çıkartayım derken musluk patladı ve mutfak bir anda küçük bir gölet haline dönüştü.
Yapılabilecek en doğru hareket hızlı adımlarla aşağı inip vanayı kapatmaktı; eşim bunu yapana kadar ben mutfakta yüzmeye başlamıştım !!!
Bu sırada hiç beklemediğimiz başka bir şey oldu.
Elektrikler kesildi !!!
Eşimle Antalya’nın elektrik alt yapısının bozukluğu hakkında kısa bir konuşma yaparken, bizim evin elektrik alt yapısında sorun olduğunu fark ettik, çünkü bütün mahallenin hatta apartmanımızın ışıkları yanıyordu.
Eşim sakinliğini koruyarak sigortanın atmış olabileceğini söyledi, önce evdeki sigortayı kontrol etti; hayır sigorta atmamıştı, o zaman aşağıdan sigorta atmıştır diye söylenerek yine aşağıya indi ama o da ne? Orada da sorun yoktu.
Şaka gibiydi her şey elektrik bir anda nedensiz kesilmişti.
Eşime, elektrik faturasını yatırıp yatırmadığını sorduğumda onun -32 nolu bakışı- ile karşılaştım.
Bu güne kadar hiçbir faturayı aksatmayan eşimin -32 nolu bakışı- :
“ Sen şaşırdın mı, ben hiç fatura atlar mıyım ? “ anlamına geliyordu.
( Babam ve eşimin fatura konusundaki titizlikleri ayrı bir yazı konusudur, geçen gün babamın eski dosyalarını temizlerken 1975 ve 1978 den kalma faturalar bulmuştum:))
Sonra elektik arızayı aramak aklımıza geldi.
Oradaki adama durumu izah edince tam bir yurdum insanı cevabı aldık :
“ Ben ne biliiim kardeşim elektrikçi çağırın o baksın “.O gece evi sel basmasın diye vanayı aşağıdan kestiğimiz için susuz, daha önce patlayan musluk sularından dolayı ıslak, elektrik kesildiği için yapış yapış sıcak bir gece geçirmek zorunda kaldık.
Antalya’da yaz aylarında gece uyku uyumak klimasız ve vantilatörsüz mümkün olmadığından, yatmadan önce eşimle vedalaşıp, helalleştim. Sabaha kadar sıcaktan boğulabilirdim, kalp krizi falan geçirip ölebilirdim.
Bunları düşününce eşime :
“ Olur da ölürsem, gerçi cennetliğim ama olur da cehenneme gidersem; zebanilerin benle işi çok zor, cehennem koşullarını Antalya’da iyi öğrendim çünkü “ dedim.
Zaten sinirleri tepesinde olan eşim 31 No’lu bakışı ile yüzüme baktı bu da :
“ Saçmalama Özlem başladın gene” demekti. ( Gördüğünüz gibi bir süre sonra eşinizle bakışarak da iletişim kurabiliyorsunuz bu da başka bir yazı konusu: )
Sabah uyandığımda salonda buldum kendimi, açık pencerenin önünde uyumuşum, gözümü açtım ve evin akşamdan kalma halini hatırlayıp tekrar kapattım.
Sıcaktan ölmediğime sevindim tabii ama yeni başlayan günü düşünmek bile istemiyordum.
İşte o zaman kendi kendime söz verdim, ne zamandan, ne de başka bir şeyden bir daha hiçbir şey çalmayacaktım, isteklerim masum olsa bile …