15 Mayıs 2009 Cuma

SABIRLA SEVGİ KARIŞIMI

25“ Dünyanın merkezinde o varmış gibi.

Her şeye O karar vermek istiyor.

Gözyaşları gözlerinde hazır bir silah zaten.

Zamanını güzelce kolluyor ve hemen çıkarıp kullanıyor silahını.

Anne olarak çok sabırlı olmam gerek biliyorum.

Zıtlaşmamalıyım onu da biliyorum.

Peki ne yapmalıyım inadını geriletmek için?

Dünyanın merkezinde O’nun olmadığını O’na nasıl anlatmalıyım?

Sonuçta karşımdaki küçücük bir çocuk.

Yeni yeni tanıyor hayatı. ”


* * * *

Oğlum dört yaşını bitirdiğinden bu yana sürekli kendi kendime kurduğum cümleler bunlar benim.

Her şey yolunda giderken, oğlumla aramıza giren en kötü sorun O’nun bitmeyen inadı çünkü.

Bu konuyla ilgili okuduklarımdan, inatlaşmanın bu yaşlarda hemen her çocukta görülen bir durum olduğunu anlıyorum.

Elbette annelere ve aileye çok fazla görev düşüyor bu dönemi atlatmak için.

Bu inat savaşından galip çıkmak için, zaman içinde okuduklarım ile oğlumun kişilik yapısını birleştirerek geliştirdiğim bazı davranışlarım var.


İşte bunlardan birkaç tanesi ve bana göre sihirli bir iki anahtar cümle :

Dilerim benimle aynı sorunu yaşamakta olan annelere biraz faydam olur:

- En sinirli anlarımda bile öfkemi kontrol ettim.
Bunu nasıl yaptım, düşündükçe şaşırıyorum ama olumlu sonuç veriyor.

- Her istediğine “ evet ” veya olumsuz gördüğüm her davranışına
“ hayır “ demedim. Özellikle “ hayır ” kelimesini olabildiğince ekonomik kullanmaya özen gösterdim ve “ hayır ” dediğim zaman da bir daha sözümden geri dönmedim.

- İstediğini yapmadıysam mutlaka nedenini anlayacağı bir dille O’na anlatmaya çalıştım.

- Konuşurken yanına oturup birebir göz teması ile konuşmaya önem verdim. Tepeden bakarak konuşmadım, konuşurken birebir göz teması çok etkili oluyor.

- Karşısına birkaç seçenek koydum. Bu seçeneklerden birini seçtiği zaman “kesinlikle ” uzlaşacağımızı hissettirdim.


- “ Sen akıllı bir çocuksun”, “ Sen beni anlayabilirsin” cümleleri bizde anahtar cümleler oldu. Sanırım bu cümleler sayesinde büyüdüğünü hissetti oğlum.

- İnatlaşmaya devam ettiği anda, yaptıklarını duymamaya çalıştım.
En çok sabır isteyen kısım da bu bence. Sustum, sessiz kaldım, kararımın kesin olduğunu söyledim ve bir süre sonra da ( bu “bir süre” bazen uzun sürebiliyor ) O’da inatlaşmaktan vazgeçti.
Şu günlerde eskiye göre biraz daha iyiyiz inat konusunda.
Hatta epeyce yol aldık diyebilirim.

Biliyorum ki yaşı büyüdükçe inat konusunun da biçimi değişecek ve ilerleyen yaşlarında bir yerlerde bu konu yine karşıma çıkacak.

Hangi koşulda olursa olsun, çocuğu iyi tanımak ve doğru iletişim kurabilmek çok önemli. Bir de sabırlı olabilmek.

Zaten annelik sabırla sevginin karışımı bir duygu değil midir?

NOT : Bu yazı geçen yıl yazdığım bir yazıydı.
Şimdi oğlumun inadından eser kalmadı.
Zaten çocuklar büyüdükçe sanırım akılları başlarına daha çok geliyor.
Bu yaşadıklarımız da çocukluk anıları olarak hafızalarımıza yazılıyor.

9 yorum:

sema dedi ki...

Anahtar cümleler iyi güzel de sanırsam benim oğluş seninkinden daha inattı... hala da aynı. yapı meselesi bu galiba. Kimin inadı kırılıyor, kimin kırılmıyor ne yaparsan yap! "Nuh" der, "peygamber" demez yeri geldiğinde... çok güzel bir site olmuş canımcım darısı başıma:)) sevgiyle...

melis dedi ki...

Teyzeciğim, Alpcan'ın o dönemlerini hatırlıyorum, gerçekten şimdi çok farklı.

Özlem dedi ki...

E büyüyorsunuz ya Melis'ciğim, ondan olmalı.

Özlem dedi ki...

Geçen iki yılı göz önüne alırsak, şu bir kaç aydır çok iyi bizimki Sema'cığım, büyüdüğünde ne olur bilmiyorum, bir de sanırım erkek çocuk daha bir farklı oluyor. Bize de sabırla sevgiyi karıştırmak düşüyor her koşulda ve her yaşta.
Bu arada seni sayfamda gördüğüme sevindim:)
Daha da güzelleri senin olsun.
Sevgilerimle...

funda dedi ki...

özlemcim, evet her gün biraz daha büyüyorlar, farkındayım ben de ama bazen çaresiz hissediyor insan kendini.. bizim inatlaşma sorunumuz çok olmadı, ben de senin yollarını izledim çünkü ama emre çok asosyal bir çocuk, özgüveni de çok az..annanenin biraz o başaramaz, ben yediriyim, kıyamam ona davranışları yüzünden oluyor bu ve ben müdahele edemiyorum yazıkki, edersem anane bana küsüyor bu defa..
dün yaşadıklarımız babasını da beni de çok üzdü, okula götürdüm önce onu ve çocukların yanına yaklaşmasına bile izin vermedi.. sonra yüksek müzik sesinden çok ürktü..tanıyamadım ben çocuğumu..evde hiç böyle uyumsuz değil halbuki.. seneye umarım iyi bir öğretmeni olur ve bunları atlatmasını sağlayabilir..yoksa işimiz çok zor..
çok konuştum farkındayım ama , ah konuşup biraz rahatladım sanki..

Yeşim Özdemir dedi ki...

Bir çocukla iletişim halinde olmak sanırım insanın sabrını sınaması için en önemli durumdur. İnadına inatla karşılık vererek hiç bir çözüm elde edilemeyeceği de deneyim kazandıkça anlaşılıyor zaten. Ve o inatçılık halleri zaten belli bir süre sonra geçiyor...Sana da geçmiş olsun arkadaşım:)))

Parpali dedi ki...

Çocuk yetiştirmek de sanatın bir dalı bence. İnce ince çalışmanız gerekiyor. Okumak, öğrenmek, denemek. Olmayınca başka yoldan denemek...
Bu özenin ve özverinin sahibi tüm annelerin ellerinden öpüyorum.
Sevgiler

naciye yılmaz dedi ki...

merhaba hocam
Alpcan çok tatlı sevimli çokta yakışıklı bi çocuk ayrıca çok da zeki.sadece çockluğunu yaşıyo işte tatını çıkarsın biraz.Bizlerde çocukken inat edip illa dediğimiz olsun isterdik.ana iki anahtar kelime gerçekten işe yarar.bir gün çocuğum olursa kullanıcam mutlaka bu tür problemlerle karşılaşırsam.alpcanı ve sizi öpüyorum

Özlem dedi ki...

Naciye'ciğim, hoş geldin sayfama ne kadar mutlu oldum yorumunu görünce:)
Çocuklar bir şekilde büyüyorlar ama gerçekten annelik sabırla sevgi karışımı bir duygu, yaşayınca sen de anlayacaksın bunu.
Sevgilerimle...