21 Mayıs 2009 Perşembe

AKLIMIN ALBÜMLERİ 1

looking_at_the_photo_album_by_suvetarBenim gibi doğduğu yıl, tüm dünyada özgürlük rüzgarlarının estiği 60’ lı yılların sonları olanlar için, haliyle 70’li yıllar, çocukluk anılarının birbiri ardına dizildiği dönemler olarak yerleşiyor aklımızın albümlerine.

Son dönemde, 70’li hatta 80’li yıllar ile ilgili çok yazı okudum, her okuyuşumda zaman tüneline girmiş gibi hissettim kendimi.

Kimi zaman gözlerim buğulandı, kimi zaman burnumun direği sızladı ama hep hoş bir tebessümle andım o yılları.

Şimdi ben de aklımın albümlerini çekmecelerden çıkardım, şöyle güzelce tozlarını aldım.

Hafızamdaki fotoğraflara bakıyorum.

İşte 70’li yılların bendeki hayat izleri :

- İlkokula başladığım 1973 yılında cumhuriyetin kuruluşunun 50. yılı olması nedeniyle, öğretmenimizin öğrettiği ve bizim de yaşımızdan beklenmeyecek bir coşkuyla söylediğimiz ne yazık ki şimdi hiç hatırlanmayan 50. Yıl Marşı:

Müjdeler var yurdumun, toprağına taşına,
Erdi Cumhuriyetim elli şeref yaşına …


- Savaş diye bir şey varmış, ülkeler savaşırlarmış. Savaş iyi bir şey değilmiş.

Kıbrıs Harekatı sırasında karanlık İstanbul gecelerinde ordudaki görevi yüzünden eve gelemeyen babamı özlerken anladım.

- Evimize ilk televizyon geldiğinde uzun süre karşısından kalkamamıştım.
İstiklal Marşı ile açılan ve İstiklal Marşı ile kapanan tek kanallı TRT günlerini hiç unut-a-madım.

- Her seferinde sonuncu olsak da, Eurovizyon şarkı yarışması ve tabii ki “Seninle Bir Dakika ".

- Televizyon kadar değerli olan TRT radyoları ve özellikle TRT1, annemle birlikte dinlediğimiz arkası yarınlar, günde iki kez verilen, Okul Saati.

Söz bu kadar televizyondan açılmışken;

- Tatlı Cadı Sementha ve her an her yerden gelebilen annesi Endora, Sementha’nın teyzeleri.

- Küçük yaşına rağmen acılara göğüs gerişiyle, Alp Dağlarının kız,ı aksi dedesinin sonradan çok sevdiği, bizim de bağlanıp çok sevdiğimiz elma yanaklı HEİDİ.

- “ Yak şu kaloriferi kapıcı donuyoruuuz, söndür şu kaloriferi kapıcı yanıyoruuuz” şeklindeki unutulmaz İzocam reklamı.
-


- Mahalledeki kızlarla şarkıcılık oynarken ilk defa Sezen Aksu’nun şarkılarıyla tanıştım. O şarkıların şimdi bile hayatıma eşlik edeceğini o zamanlar bilmiyordum elbette :

“ Olmaz olsun cüzdanımda milyonlar,
Kalbimde sevgin oldukça,
Zenginlik mal mülk para neye yarar,
Yanımda sen olmayınca “


- Yaz aylarına denk gelen ramazanlar.

- Yavaş yavaş sayıları tükenmeye başlayan yazlık sinemalar.

- Türkiye’nin karışık günleri, apartmanımızda oturan üniversite öğrencisi ablalar ve abilere ben de onlar gibi okumak istiyorum diyerek özenişim.

- Günümüzde yerini çoktan büyük marketlere teslim etmiş olan etrafımızda hemen hemen hiç kalmayan mahalle bakkalları ve o bakkalların kendine özgü kokusu.

- Yeşil Çivril ve Golden Sakızları, hangimiz Golden sakızlarının içinden çıkan artist resimlerini hatırlamayız?

- Yetmişli yılların sonuna doğru piyasaya girip çocuk gönüllerimizi içindeki karikatürlerle fetheden TİPİTİP sakızları.

- Mahalleden günde üç dört kez geçen, çıngırağı ile gelişini haber veren yoğurtçu amca.

- “ Kalaaaaaayciiii “ diye gezen bakır tencereleri kendine özgü yöntemlerle kalaylayan kalaycı amcalar.

- Ve tabii, annelerimizin evdeki eskileri, muhtemelen mandal veya plastik leğenlerle takas ettiği eskiciler.



Eskiler meğer ne kadar değerliymiş, yaşamayınca anlamıyor insan.

Ben de böylelikle aklımın albümlerindeki fotoğrafları gün ışığına çıkarmış oldum.

Tozlarını da aldıktan sonra tekrar eski yerine kaldırma zamanıdır şimdi.

7 yorum:

Yeşim Özdemir dedi ki...

Off yaa Özlem! Gerçekten de çok sıcak ve çok saf zamanlarıymış hayatlarımızın. İnsanlar daha iyiymiş. Saygı ve sevgi varmış. Yardımlaşırmış insanlar. "Biz" mişiz o zamanlar; şimdiki gibi "Ben" değil...

Özlem dedi ki...

Değil mi Yeşom?
Bize öyle gelmiyor değil mi?
Gerçekten o dönemlerin havasını solumak ayrıcalıkmış, yaşayınca daha iyi anlyor insan.
Sevgilerimle...

Özlem dedi ki...

Yazarım tabii canım, hatta biraraya gelince anlatırım da sana:))

denizanasi dedi ki...

off.. ne kötü oldum ben okuyunca.. sanki çoook uzaklarda kaldılar bu yazılanlar..

aydan atlayan kedi dedi ki...

Ben ne zaman açsam o albümleri bir hüzün bir özlemdir kopuyor içimde...

nese dedi ki...

karisik duygular yasatiyor 80ler... Henuz tam genc degilsin, e cocuk da degilsin, olani biteni anlamaya calisirdik kimi zaman, ama anilarin cogunda yesil can erikleri, leblebi tozlari, okuln karsisindaki bakkalda satilan cesitli luzumsuz sey var. Cok karisik cok... Evet ben de ozluyorum ama buruk bir tadi var o yillarin. Yine gecer mi sokaktan kalayci? Gecse de sesi yiter gider kalabalikta... Cok kalabalik cok...

Özlem dedi ki...

Çok güzel bir konuya değinmişsin Neşe'ciğim, o zaman bu kadar kalabalık değildik. O yaşadıklarımızdan geriye bir dolu anı ve kocaman bir özlem kaldı.
Sevgilerimle...