Ocak ayı doğduğum ay. Çocukluğumda doğum günü kutlamaları nedeniyle gelmesini iple çektiğim ay.
Aileme geç gelmemden dolayı günlerce doğum günümün kutlandığı, kocaman bir doğum günü pastası eşliğinde sevdiklerim, arkadaşlarım ve önce tercih olarak oyuncak fakat daha sonraki yıllarda illa ve mutlaka kitap olan doğum günü hediyelerim. Annemin üşenmeden aldığı doğum günü elbiselerim. E küçük bir kız daha ne ister?
Yıllar sonra doğduğum ayı sevmez oldum. Hatta mümkün olsa 24 Ocak 'ı takvimlerden silmek istiyorum. Tüm vakitsiz ölümler neden bu güne denk geldi ki?
Babamı kaybettiğim ay da ocak, amcam ve enistemi de.
Bu sabah gözümü açar açmaz Ergüder Yoldaş 'ı duydum. Yeni neslin hiç tanımadığı ana bizim çok iyi bildiğimiz değerli bir müzik adamı.
Üst üste gelince mi üzülüyor insan ?
Anladım ki bir süre sonra anılara sığınıyor insan .
Yıllar hızla geçip gidiyor ve eskiyoruz yavaş yavaş eksilerek.
25 Ocak 2016 Pazartesi
ESKİYORUZ BİRER BİRER EKSİLEREK
6 Ocak 2016 Çarşamba
İYİ Kİ DOĞDUM 🎂
Bundan 48 yıl önce yine böyle karlı hatta daha da karlı bir ocak ayı yaşanıyormuş Istanbul 'da.
Karnı burnunda annem doğum için gün sayıyormuş.
Yılbaşı gecesi bebek gelebilir diye uyarmış doktor. Bizimkiler, maaile yeni yıla teyakkuz halinde girmişler.
E ben rahatıma düşkünümdür. Sıcacık anne karnını terk etmek işime gelmemiş olmali ki; bizimkileri bir hafta oyalamışım. ☺
Doğum için hastaneye yatan annemi bir gece de hastaneye bekletmişim. Hayatla randevuma geç kalmışım yani.
Sonrası malum. Dünyaya bir bebek gelir; hayat değişir benimki de öyle olmuş. Hele ölü bir doğumun üzerinden 6 yıl geçtikten sonra doğunca ben; ne kar olmuş umurlarında bizimkilerin ne kara kış.
Dünyadaki misafirliğim yaşım kadar olur mu? Bilmiyorum.
İyi ki doğdum ben. İyi ki bu dünyadan geçiyorum.
Sağlık ve huzur baş dileklerim. Bunlar olunca gerisi geliyor zaten.
Haaa bir de dostlarım ve kitaplarım hiç eksilmesin hayatımdan. :)
Karnı burnunda annem doğum için gün sayıyormuş.
Yılbaşı gecesi bebek gelebilir diye uyarmış doktor. Bizimkiler, maaile yeni yıla teyakkuz halinde girmişler.
E ben rahatıma düşkünümdür. Sıcacık anne karnını terk etmek işime gelmemiş olmali ki; bizimkileri bir hafta oyalamışım. ☺
Doğum için hastaneye yatan annemi bir gece de hastaneye bekletmişim. Hayatla randevuma geç kalmışım yani.
Sonrası malum. Dünyaya bir bebek gelir; hayat değişir benimki de öyle olmuş. Hele ölü bir doğumun üzerinden 6 yıl geçtikten sonra doğunca ben; ne kar olmuş umurlarında bizimkilerin ne kara kış.
Dünyadaki misafirliğim yaşım kadar olur mu? Bilmiyorum.
İyi ki doğdum ben. İyi ki bu dünyadan geçiyorum.
Sağlık ve huzur baş dileklerim. Bunlar olunca gerisi geliyor zaten.
Haaa bir de dostlarım ve kitaplarım hiç eksilmesin hayatımdan. :)
1 Ocak 2016 Cuma
YENİ YIL, KAR, KİTAP VS.
Aslında değişen hiç bir şey yok.
Sadece birbirimize iyi dileklerde bulunup; bu dileklerin gerçek olmasını umut etmek bile güzel.
Yoksa gerisi teferruat.
***

Sadece birbirimize iyi dileklerde bulunup; bu dileklerin gerçek olmasını umut etmek bile güzel.
Yoksa gerisi teferruat.
***

Biz yeni yılı evde geçirenlerdeniz. Bu yıl da gelenek değişmedi. Tombala oynamazsak olmazdı; bir kere bile tombala yapamadım bu yıl şanssız olacak diye düşündüm ama sabah kalktığında yılbaşı biletlerimin birine amorti çıktığını öğrendim; eh bu da züğürt tesellisi oldu. :) Hem hepi topu iki bilet almıştım, onca biletin arasında amorti hiç fena değil. Çünkü bana amorti bile çıkmaz çoğu kere :)
***
Sabah geç saatte yapılan kahvaltı faslı da bitince akşam üzerine doğru en sevdiğim üçlü ile başbaşa kaldım.
Diyorum ya değişen hiç bir şey yok aslında . Sadece umut etmek güzel ...
Blognot : Kar fotoğrafı tabiî ki Antalya 'dan değil. İstanbul 'dan. Buralara kar yağması bir yolunu buluruz elbet :)
29 Aralık 2015 Salı
İNANMAK GÜZEL
Odasını toplarken masasında bir kağıt buldum.
A4 kağıdının etrafını yeni yıl resimleriyle süslemiş, ortasına Noel Baba resmi çizmiş en alta da 2016 'dan isteklerini yazmış.
Çocukluğundan beri masallara inanmayı sever. Gerçek olmadığını bilse bile inanır.
Bebekken onu kendim uydurduğum '' Uyku Kuşları'' ile uyuturdum. Öğle uykusu ve gece uyumalarında gözlerini kapattığında kirpiklerinin ucuna minik lacivert uyku kuşları konduğunu ve bu kuşların ona hem uyku, hem de güzel rüyalar getireceğini söylerdim; inanırdı.
Böyle bir şeyin olmadığını, bunun tamamen anne uydurması olduğunu öğrendiğinde dudağını büküp " zaten tahmin etmiştim, biraz saçma gelmeye başlamıştı ama yine de inanmak güzel" demişti.
Uzun bir süre " inanmak güzel " sözlerine takılmıştım ben de. Hayatla başa çıkma yollarından biri de buydu belki de, masallara inanmak !!!!!
Noel Baba'ya yazdığı mektupta ilk dileğini barıştan yana kullanmış canım oğlum.
Ülkemde barış olsun, hiç kimse ölmesin demiş. Çok etkilendim. Barış artık bir çocuğun yeni yıl dileklerinin en başında geliyor.
İkinci dileği çok dokundu bana. TEOG'da iyi bir puan alabileyim demiş !!!
Kendini buna mecbur hissediyor sanki.
TEOG falan hikaye canın sağ olsun, sağlığın yerinde olsun oğlum.
Sonraki dilekler kendine özel burada yazmayayım artık.
Benim de yeni yıldan tek istediğim BARIŞ . 2015 hepimize en çok bunu özletti.
Diğer dileklerimi de söyliyim, siz yabancı değilsiniz artık aile gibi olduk.
- Daha çok blog yazmak,
- Daha çok kitap okumak,
- Daha çok gezmek,
- Sağlıklı olmak,
Ve Noel Baba'ya diyorum ki; torbanda bunların hiç biri olmasa da sadece ülkemde ve dünyada BARIŞ olsun yeter.
Oğlımun dediği gibi ; inanmak güzel.
Hepimizin yeni yılı kutlu olsun ...
9 Aralık 2015 Çarşamba
KAFAMDA BİR TUHAFLIK
Yok Orhan Pamuk'un son romanını anlatmayacağım bu yazımda.
Dün geceyi sıfır uyku ile geçirdiğimden bu gün an itibarı ile kafam cidden tuhaf.
Bizim evin caddeye değil de sokağa bakan tarafı geceleri kılık değiştiriyor.
Tam karşımızda, eski zaman pavyonlarından bozma bir taverna var, meraklısından ciddi bir talep görüyor.
Gece oldu mu saat 21: 00 'dan sonra geceye bu tavernanın müzik sesi ile başlıyoruz. Sabaha karşı da sarhoş muhabbetleri ile noktalanıyor; şanslıysak bazı geceler sarhoş kavgaları olmuyor ve o zaman uykumuza sıkı sıkı sarılıyoruz. Sinir bozukluğu yani !!
Şimdi bu duruma bir yenisi eklendi; evimizin altındaki dükkanlardan birine eski eşya satan bir
ev - kurcu taşındı. Bunun bize gece ne zararı olabilir ?
Gece değil ama sabah ezanı biter bitmez bu ev - kurcu abi sokakların yıkandığı tazyikli su ile dükkanın önünü yıkamaya başlıyor. Saat sabah altıya bile gelmemiş; henüz kargalar uykuda yani.
Su fışkırtan makinenin uğultusu da bizim yatak odasının içinde elektrik süpürgesi çalıştırmış gibi bir etki yapıyor.
Daha da trajikomik olanı; ben bu sabah karşılaşacağım her türlü sinir bozucu şeyi göze alarak aşağıya indim ve adamla aramda şöyle bir konuşma geçti, abartmadan aynen yazıyorum :
Ben : ( Yine de en kibar ses tonumla ) - '' Pardon sizin bu makine illa bu saatte mi çalışmak zorunda ?''
Adam : - ''Rahatsız mı oldunuz ? ''
Ben : - '' Evet çünkü uyku saati !!!!! ''
Adam : - '' İyi de apla ezan okundu işte !!!!! "
Ben : - '' Kardeşim ben belki namaz kılmıyorum, belki namazımı kılıp tekrar uyuyorum, senle beraber uyanmak zorunda mıyım? ''
Adam : ( Verilebilecek en son cevabı veriyor ve ben kopuyorum ) - '' O zaman git evini başka yerden tut burada oturma !!!
Haydaaa sabah sabah al başına belayı.
Aldım valla hiç de korkum yok.
Bu mahallede 30 yıldır oturduğumu, hatta oturduğum apartmanın mülk sahibi olduğumu, dağdan gelip bağdakini kovamayacağını ve bu konuda elimden geleni fazlasıyla yapacağımı falan söyledim.
Terbiyesize bak!!
Şimdi araştırıyorum, kime ve nereye şikayet edeceğimi, mahalledekiler de korkak; aman sus, sessiz kal falan diyorlar. Neden sessiz kalıyorum ? Ben susayım, sen sus, o sussun; geldiğimiz nokta bu.
Gürültü ile ilgili ceza var mı bilmiyorum. Bu gece de tekrar etsin, muhtardan başlayıp, belediye, hatta valiliğe kadar gitmeyi düşünüyorum. Bana da bir yardım eden olur elbet ...
23 Kasım 2015 Pazartesi
DOĞANIN HEDİYELERİ
Yoluma çıkan çiçekler sanki sonbaharın bitişini değil de baharın gelişini müjdeler gibiydi.
Hangi şehrin sokakları portakal ve turunç kokar?
Baharda portakal çiçeği, sonbaharın sonunda portakalın kendisi.
Akdeniz şehrinde yaşamanın önemli bir ayrıcalığı olmalı bu.
Ve akşam üzeri güneşin tüm güzelliği ile kendini göstermesi, ışığını ondan alan ayın gökyüzünde salınışı bu gün bana doğanın hediyesi gibi geldi, pek de iyi geldi.
Sonra eve geldim. Oğlumun okuldan dönüşünü bekledim.
Beklememe okuduğum kitabım eşlik etti.
Sonrası malum . Hane halkı eve gelince, cebimde doğanın hediyeleriyle rutin hayata devam .
Ne diyeyim en kötü günümüz böyle olsun. ;)
15 Kasım 2015 Pazar
BÖYLE OLSUN İSTİYORUM
Böyle geçti bu gün.
Güzel ve hareketli caddemizde tomalar, polisler, biber gazları falan.
Oysa ben sadece bugün değil ğer gün böyle geçsin
isterdim !!!
Sakin, huzur dolu ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



