Akşam üzeri bir telaş dersaneye gidiyorum.
Hava sıcak ama kapalı. Kendini nisan zanneden bir haziran günü daha bitmek üzere.
Bizim dersanenin olduğu mahalle, çocuğu bol bir mahalle.
Çocuk sesi, oynadıkları oyunlar falan filan.
Mahalle sakinleri çocukların sokaktaki oyunları için ikiye bölünmüş durumda. bir taraf gürültüden rahatsız, diğer taraf çocukların oyun oynamasından yana.
Ben de anne olarak çocuğun enerji atmasına ihtiyaç duyacağına inandığımdan ikinci tarafın yanında yer aldım bu güne kadar. Çocuklarla dün yaşadıklarımdan sonra; özelikle ailelere olan fikrim değişti.
Neyse çok uzatmayayım; tam sokağa girdim, sokak ortasında ne olduğunu anlayamadığım bir top oyunu oynadıkları için ( futbol desem değil; basketbol desem hiç değil ) attıkları top yüzüme; alnımın ortasına çarpacaktı; son anda kafamı eğdim de toptan kurtuldum.
E bu durumda tepki gösterdim tabii.
Çocukları uyardım; yaptıklarının saygısızlık olduğunu söyledim. Gözlüğüm kırılsaydı ne olacaktı dedim.
İçlerinden biri; muhtemelen oğlumla yaşıt ; - " Teyze senin gözlüğün kaç para ki ? " diye sordu !!!!
soruya şaşırdım, çünkü özür falan bekliyorum; biraz abartarak - " 2000. TL " dedim.
Bana verdiği cevap ülke olarak geldiğimiz durumun özeti gibiydi : - " E n'olacak ki ? Babama söylerim sana yenisini alır. Bizde çok para var !!!! "
Artık sinirim yerinden iyice oynamıştı. - " Peki gözüme bir şey olsaydı ne yapacaktın? Özür dileyeceğine bir de terbiyesizlik yapıyorsun. Üstelik hem terbiyesiz, hem de saygısızsın. Baban tabii saygı ve terbiye parayla alınmadığı için sana bunları alıp verememiş ." dedim.
Çok sinirlendim. Biz bu kafayla çocuk yetiştirdiğimiz müddetçe, gelecekte yaşayacaklarımız için kimseyi sorumlu tutmayalım bence.
O çocuğun dünkü sözleri bana ciddi bir kapak oldu ...
5 Haziran 2014 Perşembe
BU DA BANA KAPAK OLSUN !!!!
26 Mayıs 2014 Pazartesi
ÖLÜRSEM YAZIKTIR ...
Ben beyaz dut severdim, sen inadına ve illa kara duttan vazgeçmezdin.
Dutları topladıktan sonra, kıtlıktan çıkmışçasına dut yerken; sana “ -Yavaş ye biraz !! Senden kaçıran mı var? Bak karnın ağrır sonra!!! “ dedirtmek en büyük keyfimdi, sen hiç bilmedin.
Şimdi düşünüyorum da, şairin sevgilisine yazdığı o şiiri sevme sebebim sen misin ve senin bahçendeki dut ağaçları mı acaba?
“ Kara dutum çatal karam çingenem,
Nar tanem nur tanem bir tanem… “
* * * *
Benim için bahar demek senin bahçen demekti.
Dut ağacı, kiraz ağacı, elma ağacı demekti.
Ortancalar, akşam sefaları, hanım elleri demekti.
Dutun rengi değil de toplanış biçimi hoşuma giderdi en çok.
Ağacın tepesine çıkıp aşağıya serilen kalın ve geniş bir örtünün üzerine dalları sallamak.
Dutların pıtır pıtır örtünün üzerine dökülmesini ağacın tepesinden izlemek.
Sana, “İn kızım aşağıya düşeceksin!!! Yok bu normal değil, bir kız çocuk bu kadar haylaz olamaz, bunda bir yanlışlık var “ dedirtene kadar ağaçta kalmak.
Ne şanslı çocuklardık biz.
Meyveyi dalından kopartıp yiyebildik.
* * *
Nereden nereye değil mi?
Sana yazmayı hep çok istedim ben.
Yazdım da üstelik. Hem de satırlar dolusu.
Sonra beğenmedim yazdıklarımı, seni anlatmaya yetmeyeceklerini düşündüğümden klavyemin “ delete ” tuşuna kurban verdim o satırları .
Biliyorum bu yazdıklarım da yetmeyecek; yazdım işte ...
-“ O kadar cümleyi beğenmeyip, o- bilmem ne- tuşuna kurban etmişsin ya, şimdi nereden aklına geldi yazmak? “ diye sorduğunu duyar gibiyim.
Buralarda dut zamanı şimdi.
Bu şehrin sokaklarında o kadar çok dut ağacı var ki görsen inanamazsın.
Dutların hepsi de yerlere, dökülmüş ve ezilmişler, yolda yürüyen insanlar tarafından acımasızca üzerlerine basılmış ama gel gör ki pazarda bir küçük kutusunu 2 TL’ye satıyorlar. ( Sen 2 TL’yi de bilmezsin şimdi. Sen gittikten çok zaman sonra o bol sıfırları attılar paraların üzerinden, sizin gençliğinizde olduğu gibi paraların sıfırları azaldı artık, hiçbir şey değişmedi ama, hayat hâlâ o zamanlardaki gibi senin deyişinle pahalı ).
Sokaklarda ağaçlardan dökülerek ezilmiş, sahipsiz kalmış dutların pazarlarda bu fiyata satılması tuhaf geldi bana. Bunun için yazmak istedim sana.
Ne alakası var diye sorma sakın. Çok alakası var.
Sana teşekkür etmek istedim ben.
Bize çok mutlu bir çocukluk yaşattığın için, meyveleri dalından kopartıp yememize sebep olduğun için.
Ağaçlarını, çiçeklerini, bahçeni, herkese, gönlünü açtığın gibi bize de açmış olduğun için.
Yıllar çok çabuk geçiyor. Geride sadece anılar kalıyor.
Ben de seni o güzel bahçenle ve yaşadığın tüm acılarını göğüsleyen güzel yüreğinle hatırlıyorum.
Haa bir de zaman zaman sesini özlüyorum.
Sevdiğin kadının gözlerinin içine bakarak söylediğin o şarkıları, senin sesinden dinlemek istiyorum.
" Ölürsem yazıktır sana kanmadan
Kollarım boynunda halkalanmadan
Diyorlar kül olmaz ateş yanmadan,
Gönüller durulmaz dalgalanmadan... "
* * * * * *
15 Mayıs 2014 Perşembe
SABIR
Bir kaç gün öncesinde, oğlumun civciv sevdası yüzünden eve aldığımız civcivlerin annesizlikten ölmesine üzüldüğümü yazmıştım. Annesiz büyüyen bir canlıya dayanamıyorum çünkü.
Salı gününden beri sıkıntım, üzüntüm kömür karası.
Yanarak karbon monoksit gazından zehirlenerek gidenlere mi, geride kalan ailelerine mi, babasız büyüyecek çocuklara mı, 15 yaşında yedi yüz elli bin liraya talim etmek için yerin yedi kat dibinde çalışmak zorunda kalan çocuğa mı üzüleyim bilmiyorum?
Acılarımızı yaşamımıza katık etmiş bir ulusuz biz.
Tek dileğim; unutmayalım ne olur. Balık hafızamıza yenilmeyelim.
Yaşananlar tarihe kömür karası olarak geçecek.
Acı ve özlem birbirine karışacak yine.
Güzel yurdum sabır !!!!
8 Mayıs 2014 Perşembe
MUTLU GÜVERCİNLER ÖKSÜZ CİVCİVLER
Önce eşi ile birlikte ciddi bir fizibilite çalışması yaptı. Evin, balkonların, pencerelerin etrafında epeyce dolandı.
Balkondaki boş saksılardan birinin içini beğendi olmadı nedense; vazgeçti, yatak odasının pencere pervazında karar kıldı. Pervaza bir kaç çerçöp koydu.
Artık yeni evi hazırdı. İki yumurtasının üzerine oturdu. Günlerce yumurta üzerinden kalkmadı. Arada sırada eşi olacak er kişi onun yerine yumurtaların üzerine oturdu -bu da insan neslinin erkek cinsi sorumsuz babalarına kapak olsun !!!! -
En sonunda yumurtalardan iki minik yavru çıktı.
İş yavruları yumurtadan çıkartmakla bitti mi? Bitmedi tabii.
Bir kaç gün yavrularını ısıttı. Ağzıyla onları besledi. Bu aşamada eşi de hep yanındaydı.
Fotoğraflarını çekmek istedikçe bana kızdı. Pencere camını "defol git" dercesine gagaladı.
Yavruyu koruma duygusunu iyi bildiğim için fazla üzerine gitmedim.
Yavrular şimdi büyüdü. Her sabah anneleri kahvaltıların yaptırmaya devam ediyor, baba hiç yalnız bırakmıyor. Pervazdaki güvercinler mutlu; akşama sabaha uçmayı öğrenecekler ...
*****
Bahar gelince bizim evde alışkanlık oldu. Mutlaka bir kaç tane civciv alınıp beslenir. Neyse ki eşim bu işlerden iyi anlıyor da sıkıntı yaşamıyoruz. Evde hayvan seven bir çocuk olunca, anne baba olarak onun bu sevgisini destekliyoruz.
Bu bahar da öyle oldu. Önce üç tane civciv alındı pazardan ... ve fakat bu yavruların anneleri yok, çok minikler, sıcağa ihtiyaçları var, üç gün içinde iki tanesi öldü. Ben penceredeki güvercinlerin anne sıcaklığını duyarak büyümelerine tanık olurken bu civcivler için çok üzüldüm. Bunları üç kuruş para kazanmak için satanlara demediğimi bırakmadım.
Eşim civcivlerin kuluçka makinesi civcivi olduklarını söyledi, dolayısıyla anneleri bir makine ama olsun. Yine de dünyaya gelen her canlı anneye ihtiyaç duyar diye bütün annelik duygularımla civcivlerin ölüp gitmesine tepki gösterdim.
Eşim onlara sıcak ortam vermek için civcivleri önce bir koliye koydu, sonra minik bir ampulle ısıtma düzeneği kurdu. yavrular o ampulün altında yaşıyorlar şimdi, ben de halen söyleniyorum. Ampul anne sıcaklığını veremez diye ...
****
Sahi anneler günü geliyor değil mi?
Doğadaki hiç bir canlı anne hakkını ödeyemez, onu bilir onu söylerim ve annelik sadece çocuğu dünyaya getirmek değildir de ...
Zaten biliyordum da mutlu güvercinler, öksüz civcivlerle tecrübe etmiş oldum !!!!
29 Nisan 2014 Salı
KANARYA İZLERİ
Dersteyim. Öğrencilerim geçen hafta sınava girmişler; haliyle yorgunlar. Ne onların ders dinlemek geliyor içinden ne de benim ders anlatmak.
Hava sıcak. Bahar bitmeden, çok acelesi varmış gibi şehre yaz gelmiş.
Yazın acele ettiğinin farkında olmadığımız için, üzerimizde kışlıktan hallice kıyafetler var. Bu biraz bunaltıyor hepimizi.
Lakin havanın bu durumu ciddi ciddi kışkırtıyor bizi. Ders hariç her şeyi yapmaya müsaitiz.
Açık havada bir yerlere gitmek, doğada uzun yürüyüşler yapmak, sokaklarda koşmak, tembelliğin dibine vurmak ilk aklıma gelenler....
Fakat hayat devam ediyor; görev başında böyle ders kırmak gibi düşünceler hoş değil; öğrencileri ciddiyete davet etmek lazım; onlarla birlik olup kaytarmaya teşvik etmek olmaz !!!!!
Açık havada bir yerlere gitmek, doğada uzun yürüyüşler yapmak, sokaklarda koşmak, tembelliğin dibine vurmak ilk aklıma gelenler....
Fakat hayat devam ediyor; görev başında böyle ders kırmak gibi düşünceler hoş değil; öğrencileri ciddiyete davet etmek lazım; onlarla birlik olup kaytarmaya teşvik etmek olmaz !!!!!
Bu düşüncelerle derse başlıyorum. Öğrenciler de ben de çok isteksiziz. Kimse kimseye belli etmiyor ama öyleyiz.
Tam bu arada; sesime sokaktan bir kanarya sesi eşlik etmeye başlıyor.
Nasıl güzel bir ses. Ben konuştukça o da cıvıl cıvıl ötüyor.
Öğrencileri uyarıyorum; onlar da kanaryanın neşeli ahenkli sesinin farkında. Hep beraber dersi bırakıp kanarya sesi dinlemeye başlıyoruz.
****
O kısacık sürede gözümün önüne bir ev kapısı geliyor.
Çocukluğumun geçtiği, anneannem ve dedemin evi.
Kapıdan içeri girerken bir sürü kuş kafesinin, kafeslerin içinde kanaryaların, saka kuşlarının olduğu; kuş seslerinin kapıdan girer girmez birbirine karıştığı ev.
Benim çocukluk sarayım.
Kapının önünde dedem kuşların kafeslerini temizliyor.
Merdivenin yanındaki hanımellerinin kokusu genzimi yakıyor.
Bahçede güller ve ortancalar birbirine karışmış.
Bahçede güller ve ortancalar birbirine karışmış.
Dedem kendini doğaya vakfetmiş ama bunun farkında değilim henüz. Çocuğum tabii yedi ya da sekiz yaşımdayım hoplayıp zıplamak istiyorum bolca.
Şimdikilerin dediği gibi "enerji atmam" lazım. "Hadi bana yardım et" diyor dedem, yardım et de çabuk bitsin bu kafes temizleme işi ".
"Olmaz dedeeee" diyorum, arkadaşlarımın yanına gidiyorum.
Kanarya sesleri ile dedemi baş başa bırakıyorum. Bana kızmıştır mutlaka arkamdan söylenmiştir, duymuyorum bile ...
****
Şimdi sınıftayım, kanarya halen o güzel sesiyle ötmeye devam ediyor.
Çocukluk sarayımın izleri belleğimin albümlerine geri dönüyor.
" Hadi tenefüsse çıkalım !! " diyorum öğrencilerime; ders mi anlatılır bu işitsel şölenden sonra ?
Çocukluk sarayımın izleri belleğimin albümlerine geri dönüyor.
" Hadi tenefüsse çıkalım !! " diyorum öğrencilerime; ders mi anlatılır bu işitsel şölenden sonra ?
Hava sıcak, bahar bitmeden yaz gelmiş farkında değilim.
Kalbimde çocukluğumdan kanarya izleri kalmış onun da farkında değilim !!!
20 Nisan 2014 Pazar
FALAN FİLAN
Evde yaptığımız minik bir tadilattan ötürü yazamadım.
Halen tadilat bitmiş değil, biteceği de yok. Bu minik olanı, büyük olanını düşünmek bile istemiyorum.
Bu tadilat neticesinde kendimle ilgili gözlemlerim şunlar oldu :
1- Ben iflah olmaz bir eski eşya hastasıyım. Eskileri elimden kolay çıkaramıyorum. Oğlanın bebekliği ile ilgili öyle çok şey saklamışım ki, bir ara neredeyse bir yerlerden poşet içinde ilk kaka yaptığı bez falan çıkacak sandım ama çıkmadı !!!
2- Evde tadilat hiç bana göre değil. Genç kızlığını dağınıklık abidesi olarak geçiren ben; evde düzenin kaçmasına, evin dağılmasına tahammül edemez olmuşum da haberim yok !!! Her şey yerli yerinde olmalı o kadar !!!!
3- Bu tadilatların en güzel tarafı eski eşyaları bulmak.
Üşenmeden İstanbul'dan Antalya'ya hatıra defterlerimi, lise ve üniversite defterlerimi, kitaplarımı getirmişim.
Çocukluğumun yegane kitap serisi olan Milliyet Çocuk Serisi'ni getirmişim. Ne hoş bir seriydi. Okuma alışkanlığını kazanma nedenim olan kitaplardı onlar, kıyamamışım İstanbul'da bırakmaya ...
4- Orta okulda bir İngiliz Kalem arkadaşım vardı. "Pen Friend" derdik o zamanlar. Kızın bana yazdığı kartları, gönderdiği hediyeleri buldum. Bir de bunları saklamışım. Bu penfriendle bir anım da vardır. Kızla böyle mutlu mutlu mektuplaşıyorduk sonra bir ara kurban bayramı girdi araya. Ben de ona dilim döndüğünce Kurban bayramını anlattım mektubumun birinde. O zamandan sonra bu benim "pen firend"den bir daha mektup gelmedi. Kim bilir bayramı nasıl anlattım, ya da o nasıl anladı yazdıklarımı?
4- Eski mektuplarımı buldum. Ne güzel o zamanlar mektup yazardık birbirimize. Şimdi her şey bir tık kadar kolay. Bunların içinde benim için en özel olan anneannemin mektubu oldu. Ne güzel yazardık anneannemle birbirimize.
Söz uçar yazı kalır dedikleri bu olmalı.
Söz uçar yazı kalır dedikleri bu olmalı.
Bu günlerde böyleyim. Ev tadilatı, eski eşyalar, anılara yolculuk, eski fotoğraflar falan filan ...
13 Nisan 2014 Pazar
ORTAYA KARIŞIK
Sayfama bir türlü gitmek bilmiyor bu nedenle elim, ya da sayfayı açsam da yazmak gelmiyor içimden.
Dileğim çocuklarımız üzerinde dolaşıp duran kara bulutların bir an önce dağılması.
Mert, Ecesu Pamir fark etmez ölüm genç bedenlere hiç yakışmıyor.
Geçen gün arkadaşlarımdan biri Mert'in annesinin yerinde olmak istemezdim dedi. Ben de diyorum ki, ben Mert'i öldüren çocuğun annesinin de yerinde olmak istemezdim. Her yönden kötü. Tertemiz duygularla büyüttüğümüz çocuklarımızı hiç bir şeyin kirletmeye hakkı yok.
Evladına çok zor şartlarda kavuşmuş bir anne olarak acım büyük ...
****
Güzel şeyler de oluyor bu arada.
Babamın hastalık dönemine geldiği için, katılma koşullarını kaçırdığım İmza Ben 'in kitabı çıktı. Bu günlerde böyle bir kitap okumaya ihtiyacım var. Sanırım yorgun ruhuma iyi gelecek bir kitap olmuş İmza Ben. Tüm emeği geçen arkadaşları tebrik ederim. İmza Ben'de yazamamış olmak içimde ukde olarak kalacak gibi...
****
Bu hafta sınav haftası. Hem AÖF sınavları hem de oğlumun ikinci sınavları başlıyor. Benim derdim başka.
Bel fıtığı ağrılarım nüksetti. Beni yerimden kımıldatamıyor. Eh bu saatten sonra bulaşıcı çocuk hastalığına yakalanmayacağıma göre bir çaresine bakacağım artık ...
****
Rüzgarın Gölgesi'ni okuyorum bu günlerde. Çok değişik ve güzel bir kitap. İki yıldır kitaplığımda bekliyordu zaman şimdiki zamanmış meğer. Kitap hakkındaki düşüncelerimi kitapsesleri blogumda paylaştım. Burada uzun uzun yazmayayım.
****
Yeni başlayan hafta hepimiz için güzel geçsin ....
Yeni başlayan hafta hepimiz için güzel geçsin ....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














