Evde yaptığımız minik bir tadilattan ötürü yazamadım.
Halen tadilat bitmiş değil, biteceği de yok. Bu minik olanı, büyük olanını düşünmek bile istemiyorum.
Bu tadilat neticesinde kendimle ilgili gözlemlerim şunlar oldu :
1- Ben iflah olmaz bir eski eşya hastasıyım. Eskileri elimden kolay çıkaramıyorum. Oğlanın bebekliği ile ilgili öyle çok şey saklamışım ki, bir ara neredeyse bir yerlerden poşet içinde ilk kaka yaptığı bez falan çıkacak sandım ama çıkmadı !!!
2- Evde tadilat hiç bana göre değil. Genç kızlığını dağınıklık abidesi olarak geçiren ben; evde düzenin kaçmasına, evin dağılmasına tahammül edemez olmuşum da haberim yok !!! Her şey yerli yerinde olmalı o kadar !!!!
3- Bu tadilatların en güzel tarafı eski eşyaları bulmak.
Üşenmeden İstanbul'dan Antalya'ya hatıra defterlerimi, lise ve üniversite defterlerimi, kitaplarımı getirmişim.
Çocukluğumun yegane kitap serisi olan Milliyet Çocuk Serisi'ni getirmişim. Ne hoş bir seriydi. Okuma alışkanlığını kazanma nedenim olan kitaplardı onlar, kıyamamışım İstanbul'da bırakmaya ...
4- Orta okulda bir İngiliz Kalem arkadaşım vardı. "Pen Friend" derdik o zamanlar. Kızın bana yazdığı kartları, gönderdiği hediyeleri buldum. Bir de bunları saklamışım. Bu penfriendle bir anım da vardır. Kızla böyle mutlu mutlu mektuplaşıyorduk sonra bir ara kurban bayramı girdi araya. Ben de ona dilim döndüğünce Kurban bayramını anlattım mektubumun birinde. O zamandan sonra bu benim "pen firend"den bir daha mektup gelmedi. Kim bilir bayramı nasıl anlattım, ya da o nasıl anladı yazdıklarımı?
4- Eski mektuplarımı buldum. Ne güzel o zamanlar mektup yazardık birbirimize. Şimdi her şey bir tık kadar kolay. Bunların içinde benim için en özel olan anneannemin mektubu oldu. Ne güzel yazardık anneannemle birbirimize.
Söz uçar yazı kalır dedikleri bu olmalı.
Söz uçar yazı kalır dedikleri bu olmalı.
Bu günlerde böyleyim. Ev tadilatı, eski eşyalar, anılara yolculuk, eski fotoğraflar falan filan ...

















