
Onunla yolda tesadüfen karşılaşmasak, varlığı aklıma bile gelmeyecekti .
Demek zaman bazı şeyleri hafızadan silebiliyor, ya da silmese bile zihnin çok çok gerilerine öteleyebiliyor.
On iki yıldan fazla olmuş birbirimizi görmeyeli, “yolda görsem tanımam” derler ya, kendimi onunla karşılaştığımızda o durumda hissettim.
O beni tanımış olmalı ki, taa karşı kaldırımdan adımı seslenerek yanıma geldi.
Saçlarının rengi değişmiş, kırmızıya yakın bir kızıl olmuş, yıllar izlerini bedeninde bolca kilo olarak bırakmış, o ince kendinden emin hali hemen hemen hiç kalmamış.
Şaşkın bakışlarım kendini çok belli ettiğinden, o da tereddüt ederek :
- “ Tanımadın beni değil mi? “ diyerek kendini tanıtma gereği duydu.
Evet O’nu hatırlamıştım,
-“ Yok yok tanıdım “dedim isteksizce.
Yine de ayak üstü konuşmaktan zarar gelmezdi. Ne de olsa eski işyerimdendi, bana sıkıntılı günler yaşatsa da birlikte çalışmıştık uzun bir süre.
O çabuk çabuk anlatmaya başladı.
Evlenmiş, iki çocuğu olmuş, şimdi çalışmıyormuş, annelik zormuş tabii, çocuklarını büyütüyormuş. Konuşurken takındığı tavırlardan aynı bilmiş hallerinin hiç değişmediğini gördüm üzülerek.
Cümlesinin sonunda, -“ Çok özledim seni bir gün mutlaka gel bana görüşelim, bir kahvemi iç “ dedi.
- “Neden, geleyim ki sana? Gelmek istesem on iki yıl içinde bir gün mutlaka çalardım kapını, ya da arardım. Ne çabuk unuttun beraber çalıştığımız dönemde ayağımı kaydırmaya çalıştığın günleri, bana yaptığın haksızlıkları, şimdi bir de utanmadan seni özledim, görüşelim, kahvemi içmeye beklerim diyorsun, senin gibileri çoktan hayatımdan çıkarttım ben.”
Demek istedim . . .
Diyemedim.
Diyememiş olduğuma şaşırdım.
Bana bir dönem iş ortamında hayatı zindan eden bu insana gayet nazik davrandım, davranabildim.
En kötüsü, O’na karşı içimde, hiçbir şey kalmadığını gördüm üzülerek.
İnsanın birine karşı hiçbir şey hissetmemesi kötü bir durum olmalı diye düşündüm.
Karşımdaki kişiyle ilgili olarak içimde olumlu ya da olumsuz hiçbir duygu kırıntısı yok, ne acı.
Sevgi yok, saygı yok, özlemek yok, hatta nefret, kin bile yok.
Hayat mı bizi büyütüyor biz mi hayatı?
Hayat bazı duygularımızı törpülüyor mu, yoksa biz bu duyguları farkında olmadan aşıyor muyuz?
Yok yok hiç biri değil.
Sanırım bu durum, insan beyni ile zamanın el ele tutuşması.