

Arkadaşım F ile birlikte gittiğimiz kitap evinde iki genç kızın konuşmalarına tanık olmasaydım bu yazı da ortaya çıkmayacaktı.
Biz arkadaşımla okumak için kitap arayışı içindeyken, yaş ortalaması 15 olan genç kızlardan biri yanındakine Aşk-ı Memnu’nun kitabını göstererek; – “ Aaa bak dizi bitmeden kitabı da çıkmış” dedi.
Bir kitap ve edebiyat tutkunu olarak bu anlamsız cümle karşısında kayıtsız kalamazdım. Kızlara Aşk – ı Memnu’ nun Türk Edebiyatı’nın en önemli romanlarından biri olduğunu ve bundan tam bir yüzyıl önce yazıldığını anlatırken buldum kendimi. Kızların bunu bilmediklerini öğrenince de içten içe sinirlendim elbette.
Kitapçıdan ayrıldıktan sonra arkadaşım F ile bu konuyu konuşmaya başladık.
Hiçbir şeyden haberi olmayan bir nesil yetişiyordu.
Buna televizyon dizilerinin son dönemde geldiği hal de epeyce katkı sağlıyordu.
Yeni nesilde eksik olan bir şey vardı.
Merak etmiyordu onlar hiçbir şeyi.
Araştırma gereği duymuyorlardı.
Ellerindeki internet, televizyon gibi imkânları sonuna kadar kullandıklarını düşünüyorlardı ama merak, istek, öğrenme kavramları onlardan çok uzaktı. En dramatik olanı da gençlerin bunun farkında olmamalarıydı.
Ülkenin geleceğini ve bu gençlerin de gelecekte anne baba olacağını düşündükçe bu durum daha da karmaşık bir hal alıyordu bize göre.
Birkaç gün sonra arkadaşım C ile paylaştım bu yaşadıklarımızı ve düşüncelerimizi.
C’nin tespiti daha farklıydı.
-“ Bence ülkede bir milat var dedi C.
1980 Öncesi ve 1980 sonrası.
F ile sen 1980 öncesinde doğup büyüdünüz, onlar ise 1980 ve 1990’lı yılların çocukları. Dünya dönüyor, dengeler değişiyor dedi.
Ne çok şey biliyordu bu C!
Peki dedim C’ye , - “2000 yılından sonra doğan çocuklar için ne düşünüyorsun?”
Yüzüme gülümseyerek baktı, “ - Bence dünyayı onlar kurtaracaklar, dünyayı yaşanılası hale onlar getirecekler.” dedi.
Nedenini sorduğumda bana verdiği yanıt ilginçti ; - “ Senin sonunda, şu anda yetişen gençliğin de ortasında yaşadığı olanaklara onlar doğmadan sahiptiler.
Böylece ellerindeki olanakları nasıl kullanmaları gerektiğini, senden, benden daha iyi bilerek büyüyecekler, onların gençliğinde, hatta orta yaşlı hale geldiklerinde dünya daha yaşanılası bir hale gelecek, görürsün bak” dedi.
Düşündüm de, C haklı olabilir miydi?