
Artık alışkanlık haline geldi.
Ne kadar eleştirsek de Mahsun Kırmızıgül yeni bir film yaptığında mutlaka izlemem gerekiyor duygusuna kapılıyorum.
Bu düşünceden hareketle pazar günümüzü bloğumun müdavimi sevgili yeğenim Melis'le birlikte Newyork'ta Beş Minare'ye ayırdık.
Çoğu izleyici benim gibi düşünüyor olmalı ki öğle saatleri olmasına rağmen salon hayli kalabalıktı.
Vizyonda yeni olduğu için filmin konusunu uzun uzun anlatmak istemiyorum.
Film İstanbul - Newyork arasında geçiyor. Ara ara elini Bitlis'e de uzatmış, aslında Bitlis belki de filmin konusunun çıkış kaynağı.
Oyuncuları başarılı buldum.
Özellikle Haluk Bilginer filmin lokomotifi gibiydi. Muhteşem oyunu ile filmi son karesine kadar götürdü.
Mustafa Sandal, Salih Kalyon, Zafer Ergin, Engin Altan Düzyatan' ı da ayrıca kutlamak gerek.
Filmin son sahnesinde Suna Selen gibi bir sanatçıyı görmek çok özeldi.
Suna Selen'in muhteşem oyunu da izleyiciye hediye olmuş sanki.
Aksiyon sahneleri biraz abartılı gibi geldi bana.
Sonu diğer filmlerinde olduğu gibi bitti. Mahsun Kırmızıgül izleyiciyi şaşırtmaktan keyif alıyor olmalı.
Bende ise filmden geriye kalan Haluk Bilginer'in muhteşem performansıyla sergilediği oyunda söylediği şu cümle oldu : Doğduğunda ezanın okunur ama namazın kılınmaz.
Ölünce de namazın kılınır ama ezanın okunmaz
Ve “Hayat ezan ile namaz arası kadar kısa” dır ...
