Şimdi geriye dönüp baktığımda çocukken pek çok şeyi bir şölen tadında yaşadığımı fark ediyorum.
Ramazanın gelişi için yapılan hazırlıklar, sahur ve iftar sofraları, bayram öncesi hazırlıklar ...
Artık hepsi anıya dönüşse de benim için halen çok değerliler.
HIDIRELLEZ de öyle .
Çocukluğumda anneannem illaki hıdırellez gecesi bahçedeki gül ağacının dibine dileklerini koyar sonra da bize toprak altında beklemiş kağıda sarılı minik bozuk paralar verirdi.
Hiç üşenmez gece sabaha dönmeden dilek kâğıtlarını alır, zaten eve çok yakın olan deniz kıyısına komşuları ile gider minik kağıtları denize atarlardı.
Henüz okula gitmeyen bir çocuk olarak ben ateşten atlama kısmını pek severdim.
Biraz korkar çoklukla eğlenirdim.
Yıllar sonra eşimle kendi gayretlerimizle aldığımız evimizi ve evin bahçesini sevme nedenimin tamamen mutlu çocukluk anılarımla bir ilgisi mutlaka olmalı .
İnsan çocukken çoğu şeyin farkına varamıyor.
Meğer anılarımız ne kadar değerliymiş ve bugünkü aklımla anneannemden öğrenecek daha ne çok şey varmış.
Neyse yine de şanslıyım aslında,
o zamanlardan geriye birsey kalmasa da kalbimin ceplerinde anılarım var ...
5 Mayıs 2018 Cumartesi
KALBİMİN CEBİNDE ...
29 Nisan 2018 Pazar
KARTPOSTAL
Tebdili mekanda ferahlık vardır sözünü seviyorum.
Kısa süreli Kaş kaçamağı yaptık hafta sonu ve pek iyi geldi.
Buralarda deniz mevsimi çoktan açılmış belki de hiç bitmemiştir bilemem.
Bahar çoktan gelmiş, doğa canlanmış ve ben bir kartpostalın içinde gibiyim...
8 Nisan 2018 Pazar
HAYAT ...
Yaşınız kaç olursa olsun şiddetle sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim .
*Yaşam boyu tasarruf ettiğiniz parayı kullanma zamanıdır. Bunları, onu biriktirmek için bulunduğunuz özverileri bilmeyenlere bırakmayınız. Size üzüntü verecek yatırımlar için kullanma zamanı değildir, sizin için huzur ve sükunet dönemi başlamıştır artık.
*Çocuklarının ve torunlarının, parasal problemleri ile uğraşmaktan vazgeç; senin için harcadıkları paralar için suçlu hissetme kendini. Eğitim dahil, onlar için en iyisini yapmaya çalıştın daima. Şimdi sorumluluk onlarındır.
*Biraz bencillik yap, ama tefeci olma. Gezintiye çık ve başkalarının hoşuna gidecek şeylerin peşinden koşmaktan vazgeç.
*Sağlıklı, büyük fiziki hareketler gerektirmeyen bir yaşamın olsun. Ölçülü bir şekilde jimnastik yap ve iyi beslen.
*En iyisini ve en zarifini al. Bu dönemde, ana gaye, paranın sizin tarafınızdan, zevkinize ve arzularınıza göre harcanmasıdır. Unutma ki, ölümden sonra para, sadece kin ve nefrete yol açar.
*Küçük şeyler için kendini üzme, hatırlamak isteyeceğin güzel anlar gibi unutulması gereken kötü anlarında olur.
*Yaşa bağımlı kalma, sevgini hep canlı tut.
*Kendine iyi bak, temizliğine dikkat et. Görünüşün Görkemli olsun: sık sık kuaföre git, tırnakların bakımlı olsun, cildiyeciye, diş hekimine git, düzenli bir şekilde parfüm ve krem kullan. Artık genç ve yakışıklı olmasan bile, en azından bakımlı olursun.
*Modern olmak önemli değil, iyi bir klasik olmaya çalış. Saçlarını boyatarak ve şatafatlı giyinerek gülünç olma.
*Gün, bu gündür. Kitapları ve gazeteleri oku, radyo dinle, TV de ki güzel programları seyret, internete gir, mailler gönder ve al, sosyal ağlara katıl, dostlarına telefon et.
*Gençlerin düşüncelerine saygılı ol, onlar senin bildiklerine bilmeselerde, yaşadıklarını yaşamasalarda, senin yaşına geldiklerinde muhtemelen senin konumunda olacaklardır, kendi düşüncelerini de söyle onlara, dinlemesini bilen yararlanır, yanılmış olsalar bile, onlarla tartışma.
*Sadece anılarınla yaşama, “bizim zamanımızda” deyimini çok sık kullanma, senin zamanın da bu gündür. Kıymetini bil...
*Çocukların ve torunlarınla birlikte yaşamaktan kaçın, sadece onları görmeye git veya davet edildiğinde onlarla beraber ol.
*Gerektiğinde bir yardımcı kadın bulundur evinde. Gündelik Yaşamını mümkün olduğunca ve imkanların nisbetinde kolaylaştır.
*Seyahat etmek, yürümek, resim yapmak, dostlarınla oyun oynamak veya bir şeylerin koleksiyonunu yapmak gibi hoşuna giden bir“hobin” mutlaka olsun, olanakların dahilinde ki şeyleri yap.
*Yeni veya faydalı bir şey öğrenmeye gayret et ve zoruna gitse bile ileri teknolojinin gerisinde kalmamaya çalış.
*Sosyal ve kültürel etkinliklere katıl. Müzeleri gez, sinemaya git... Önemli olan, biraz evden uzaklaşmaktır. Eğer arzu ettiğin bir yere davet edilmezsen, sakın gücenme, Unutma ki, gençliğinde, sen de birilerini hayal kırıklığına uğratmış olabilirsin, anne ve babanı fazlaca davet etmemiş olabilirsin.
*Az konuş, çok dinle, yaşamın ve geçmişin, sadece seni ilgilendirir. Bir şey ile ilgili fikrini soran olursa, kısa konuş ve sadece, iyi ve hoşa giden şeylerden bahsetmeye çalış. Yavaş bir tonla ve kısa konuş, eleştirme. Herşey gelip geçicidir, olduğu gibi kabul et. Bir dönemin doğruları bazen başka bir dönemin yanlışları olarak kabul edilebilir.
*Acılar ve üzüntülerle hep karşılaşılır, onlarla ilgili problemleri fazlaca dile getirme. Azaltmaya gayret et. Sonuçta, sadece sizi etkilerler bu yaşta sorunlarınız sadece sizin ve doktorunuzun problemleridir.
*Her fırsatta gül, yaşadığın ve sağlıklı olduğun için mutlu ol,unutma sen şanslısın, hayatının geleceğinin belirsiz olması gibi, ölümünde başka bir meçhul evre olacaktır.
*Eğer biri size, artık hiçbir işe yaramıyorsunuz derse, duymamazlıktan gel ve bunu dert etme. Sende kendi dünyanda sana göre önemli bir şeyler yapmışındır. Mühim olan bunu senin hissetmendir.
*Unutma hayat hikayen iyi veya kötü olsun, bir daha tekrar etmeyecektir .
*İnternette okuduğum bu yazı tam da benim duygularımı anlatıyor.
Ömrüm vefa ederse altmışlı yaşlarımı böyle yaşamaktır dileğim. Hatta ellili yaşlarımı bile ...
Blognot. : Fotoğraftaki çiçeklerimi ben yetiştirdim . Bu aralar toprakla uğraşmayı seviyorum. 🌱🌳🌱🌳
Ruhuma iyi geliyor.
Bu da bir başka yazımın konusu olsun .
8 Mart 2018 Perşembe
GECE YARISI İKİ EL SİLAH SESİ
Bizim ev şehrin en işlek caddelerinden biri üzerinde .
Gündüz çok hareketli ama gece sanki cadde kılık değiştiriyor.
İnsan denen canlı türünün bütün kiri, pisliği sokaklara dökülüyor.
Dün gece de öyleydi.
Gece yarısı bir kadın çığlığı uykumuzu böldü . Ardından iki el silah sesi ...
Kimbilir hangi kadının canı yandı dün gece ve biz ne ara bu kadar kötü olduk ?
İnsanın insana saygı duyduğu bir toplum olamadık ne yazık ki.
Dün gece o kadın çığlığı çok etkiledi beni. Oysa bugün daha farklı bir yazı yazmayı planlıyordum.
Kimdi ?
Ne derdi vardı ?
Acaba çocuğu var mıydı ?
Bu sabah televizyonlarda ve sosyal medyada kadınlar günü hakkında konuşuluyor, paylaşımlar yapılıyor.
Oysa işimiz çok zor, kadının adı halen yok.
Ne güzel demiş büyük usta :
" Kadın insandır biz
insanoğlu ... "
Farkına varabileceğimiz günlerimiz olsun...
25 Ocak 2018 Perşembe
FİNCAN
Okulu yeni bitirmiş ve hemen kolları sıvayıp iş hayatına atılmışım.
Annemin sözleri kulağıma küpe olmuş :
- " Aman kızım kimsenin eline bakma çalış, kendi paranı kazan gelecekte emekli maaşın olsun kendi paranı harca kimseye muhtaç olma . "
İyi ki bu küpeleri kulağımdan çıkartmamışım; canım annem çok haklıymış.
Demek ki onun da vardı bir bildiği ...
İlk işim bir muhasebe bürosu.
Büro sahibi babamın çok eski bir arkadaşı S. Amca .
Muhasebe mesleğinde eğer işi yeni öğreniyorsan yandın, işin çok zor.
Neyse elimden gelenin en iyisini yapıyorum bir yandan da birşeyler öğreniyorum .
Deli gibi çalışıyorum; bankalarda vergi dairesinde koşturuyorum, halimden çok memnunum; çünkü ben aslında bir iş koliğim ama yaşım küçük ya henüz farkında değilim.
Bu banka ve vergi dairesine gidiş gelişlerde yolumun üzerinde bir züccaciyeci var ve vitrinini şirin bir fincan takımı süslüyor.
Fiyatını bile hatırlıyorum 7.500 TL ve yıl 1987.
Yolumun üzerinde bir iş hanı var. Antalya'nın en eski iş hanlarından biri ve iş hanında bir kitapçı var.
Nazik, efendi bir sahibi ve güzel kitapları olan bir yer burası. Yanlış hatırlamıyorsam emekli öğretmen ve kendini kitaplara adamış.
O zaman Antalya 'da böyle yerler pek yok, hazine bulmuş gibi hissediyorum kendimi; hemen hemen iki günde bir de bu kitapçıya uğruyorum.
Tarık Buğra, Ayla Kutlu, Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Dostoyevski romanlarıyla tanışmam bu kitap evi sayesinde oluyor.
Neyse çok uzatmiyim, ay başı geliyor ve babamın arkadaşı S. Amca beni yanına çağırıyor elinde bir zarf var zarfı bana uzatıyor.
Bu ne diyorum maaşın kızım güle güle harca diyor haa bir de bana kimlik bilgilerini ver, sigorta girişini yapacağım ve sen yıllar sonra bana dua edeceksin, sigortada ilk giriş çok önemlidir diyor.
Önümüzdeki aylarda sana yevmiye defteri yazdıracağım hazır ol diye de ekliyor.
Ben sigortayı falan düşünmüyorum o an.
İlk maaşımı alma sevinci içindeyim hoplaya zıplaya eve dönüyorum dönerken züccaciyecinin önünden geçiyorum ve o çok beğendiğim kahve fincanlarını alıyorum.
Eve geldiğimde elimde fincanları gören annem sert bir eleştiride
bulunuyor e haksız da sayılmaz yani ," - Kızım ilk maaşınla az bi şey tatlı alınır fincan da ne ? " dedi.
Yok ben çok geveze oldum, devam ediyorum;
gel zaman git zaman fincanlar kırıldı, evime başka başka fincanlar geldi, hele evlendiğimde eve gelen kahve fincanı hediyelerinden fincan müzesi yapacak kıvama geldim ama o ilk maaş heyecanı ile aldığım fincanlarımı hiç unutmadım.
Üzerinden yıllar geçmiş.
Mutfak dolabının arkalarında bir yerlere o fincanlardan kalan iki taneyi saklamışım.
Geçen gün buldum hemen kendime kahve yaptım elmalı kurabiye eşliğinde kahvemi içerken eski bir dosta rastlamış gibi oldum.
Yıllar geçti, bir başka şirkette yıllarca çalıştım sonra da bir onaltı yıl kadar öğretmenlik yaptım, pratikte öğrendiklerimi teoride yıllarca öğrencilerime anlattım.
Babamın arkadaşı S. Amca 'yı da yıllar sonra erken emekli olunca anladım .
Şimdi düşünüyorum da otuz yıl ne çabuk geçti .
Şimdi artık ne o züccaciyeci, ne işhanı içindeki o güzel kitapevi var.
S. Amca bile yıllar önce
gitti bu dünyadan.
Fincanlarım bile kırıla kırıla iki tane kaldı. Bir de cebimde anılarım ...
6 Ocak 2018 Cumartesi
YOLUN YARISINI ONBEŞ GEÇERKEN
Dün güne yazımın başlığındaki bu cümleyle uyandım.
Çok bilmiş oğlum : " Yolun yarısını onbeş geçmiş annem ne hissediyorsun ? " diye sordu .
Aslını ararsanız yolun yarısına bile gelmemiş hissediyorum kendimi.
Ruh yaşlanmaz derler ya ondan olmalı.
Doğum günü pastamdaki mumların sayısı artarken hayat sana teşekkür ederim tüm verdiklerin için.
İyi ki geçiyorum bu dünyadan.
Hikâyemin başladığı gündür bugün.
Karlı, unutulmaz bir kara kışın yaşandığı 6 ocak1968 günü .
Annem ve babamın yıllarca her yıl anlatmaktan bıkmadıkları doğum hikayem...
Ellinci yaşım hoş geldin ...🎀🎁🎂🎆🎆
1 Ocak 2018 Pazartesi
DAHA !!!
Daha çok mutlu olmak ve bunu için elimden geleni yapmak istiyorum.
Daha çok gezmek,
Daha çok okumak,
Daha çok örmek,
Daha güzel fotoğraflar çekmek,
Daha sağlıklı olmak,
Daha çok spor yapmak,
Daha çok sevmek; -sevdiklerimi elbette- ...
Çünkü ... dün ve yarın yok aslında...
Bugün var ve yaşamak için beni bekliyor.