GEZDİM GÖRDÜM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GEZDİM GÖRDÜM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ağustos 2009 Çarşamba

ADA ÖZLEMİ

ssa41469İstanbul deyince aklıma düşen yerlerden biri de adalardır.
Oralara kadar gidip de, ada havasını solumadan geriye dönmem.
Büyük Ada, Heybeli Ada ve Burgaz Ada en sevdiğim adaların başında gelir.

Bu seferki İstanbul yolculuğumuzda oğlumu da adalarla tanıştırdım.

Bu yazıyı yazma sebebim, oğlumun az önce " Anne bir daha ne zaman adaya gidebiliriz ? " sorusu oldu.

Demek o da özleyebiliyor o küçük aklıyla ada havasını.

Şimdilik bunun mümkün olamayacağını öğrenince üzüldü biraz.

Sonra birlikte, adada çektiğimiz fotoğrafları sayfamda yayınlamaya karar verdik, bu bile sevindirdi onu.

İşte ada fotoğraflarından, sayfama yükleyebildiklerimden bazıları :




ssa41486ssa41487ssa414794ssa41460ssa414591ssa41447ssa414441ssa41438

29 Haziran 2009 Pazartesi

ŞEHİR YORGUNLARI

boga_z67 Bizi İstanbul’a götüren uçak iniş için alçalmaya başladığı sırada, oğluma uçağın penceresinden İstanbul’u göstererek, - “ İçinden deniz geçen tek şehir İstanbul’dur oğlum, bu bile İstanbul’u büyülü bir şehir yapmaya yeter” dedim. Çocuk aklı ile ne düşündü bilmiyorum, anlattıklarıma, - “ Vaaaavvv ” diye cevap verdi.

İstanbul’a indiğimizde, sıcağın merkezinden gelen yolcular olarak, limonata kıvamında bir hava ile karşılaştık. Esen ılık rüzgarı Antalya’da kullanmak üzere ceplerimize doldurduk anne oğul.

Uzun zamandır görüşemediğimiz akrabalarımızla kavuşma sevincini yaşadıktan sonra oğlumla kendimizi İstanbul sokaklarına attık.

Önce, belki tatil programında daha sonra fırsat bulmayız diye, sevgili Özlem’le buluştuk, bu buluşmaya sevgili Sema Şener de eşlik etti. Böylece blog ortamında başlayan dostluğumuzu ete, kemiğe büründürdük, tabii doyamadık sohbete ve Antalya’da tekrar görüşme kararı aldık hep birlikte.

Ertesi gün, soluğu Altıyol, Bahariye ve Moda’ da aldık.

Doğduğum, büyüdüğüm, yerleri bir bir gezdirdim oğluma.
Bahariye’ye gidip de Saray Muhallebicisi’ne, Moda’ya gidip de Ali Usta’ya uğramamak olmazdı. Diyetime ara vermek zorunda kaldım bir süre:)

Tatilimizin bonusu ise Şile gezimiz oldu.

Bu kez Karadeniz’in o eşsiz havasını doldurduk ciğerlerimize. Bol bol fotoğraf çektik oğlumla birlikte.
Akşamları ateş böceklerinin muhteşem gösterilerini izleyerek bitirdik sayılı günlerimizi.

İstanbul’a gidip de adalara gitmemek olmazdı.

Tercihimizi Heybeli Ada’dan yana kullandık.
Oğlum ilk kez gittiği adaya bayıldı. Ben de motor sesinden, şehir gürültüsünden uzak şahane bir gün geçirdim.

Sayılı gün çabuk geçer, hafta sonu Antalya’ya döndük.

Gezinin sonunda oğluma İstanbul’u sevip sevmediğini sordum.

Verdiği cevap büyük şehirde yaşamanın külfetini özetler gibiydi :

- “ Sevdim anne çok sevdim ama çok yoruldum ben İstanbul’da, arabaların içinde ne kadar çok bekledik öyle, sadece ondan sıkıldım “.

Haklıydı. İstanbul o kadar büyümüş, o kadar kalabalıklaşmış ki, günlük hayat şehirde yaşayanlara bile külfet gelmeye başlamış. İnsanlar farkında olmadan şehir yorgunu olmuşlar.

Gelin görün ki İstanbul özlenen bir şehir. Tuhaf bir büyüsü de var. Ne onla oluyor ne onsuz.

Bu durumda İstanbul’a sadece tatil için gidip, özlem giderip dönmek yeterli sanırım.

Not: İstanbul’la ilgili yazılarım devam edecek, fotoğrafları henüz bilgisayara yüklemediğimden yayına veremiyorum, en kısa sürede onlar da bu sayfalarda olacak.