Her yeri ayrı bir kartpostal görünümünde olan bir yerde yapılan tatil sonucunda insan kendine gelemiyormuş anladım.

Bu seferki Kaş gezimizde Kaş'ın köylerine de gittik. Hatta utanmadık, arlanmadık incir ağaçlarından incir topladık, ağaç sahibine de yakalandık.
Kaş yerlisinin gözü gönlü öyle tok ki, istediğiniz kadar incir toplayın dediler bize. E biz de onların sözün dinledik tabii :)
****
Döndüğümden beri fotoğraftaki yelkene çok özeniyorum, diyorum ya halen tatil havasındayım.
***
Peri Gazozu'nu okuyorum; hasta hikayeleri hüzünlü gelse de kitabı beğendim. Ercan Kesal'ı kutluyorum. Doktorları her zaman sevmişimdir, hayatla, insanla en iç içe olan mesleklerden biri doktorluk, bu yüzden doktor kaleminden çıkan yazıları okumak da ayrıca güzel.
***
Bu aralar Antalya geceleri çok hoşuma gidiyor. Geçen akşam Kaleiçi'nde bir çöp arabası vardı, arabada Vivaldi'nin dört Mevsimi çalıyordu, çok beğendim. Döndüğümüz gece sahildeki teknelerde kutlama vardı, havai fişek gösterisi izledik. Oğlum " biz döndüğümüz için kutlama yapıyorlar anne "dedi. Hoşuma gitti, esprili bir çocuk olacak sanki ...
Öyle tembelim ki; hele bu gün. Hava basık ve sıkıcı, vıcık vıcık sıcakla karışık nem var dışarıda .
***
Son tahlilde böyleyim ben; başlangıçlar ayı eylül girmeden ağustos böceği kıvamında, tembel, yorgun ama mutlu ...